fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • bu site

    Bu site nasıl vücut buldu?

    *
    Kısa sayılmayacak bir süre Piya Yayın Kolektifi’nin içinde yer aldım. Bundan iki yıl önce çeşitli nedenlerden dolayı Piya sürecini elbirliğiyle sonlandırmak durumunda kaldık. Bu noktadan sonra kendi hayatımı sürdürmek için bir şeyler yapmak zorundaydım. Bazı dost ve arkadaşlarımın destek ve teşvikleriyle de olsa, Bodrum’a yerleşip, demir doğrama atölyesi kurdum. Bir yıldan beridir de bu işi sürdürüyorum.

    *

    Yayıncılık ve onun getirdiği etkinliklerden bu nedenle uzak kalmış oldum. Çok okurum olduğunu söyleyemem, ama olan okurlarımın yazdıklarımdan habersiz kalmamaları için bu iletişim yolunu kendimce uygun buldum.

    *

    Bu iletişim biçimi bende daha fikir düzeyindeyken bazı arkadaşlarımla paylaşmış, onların da düşüncelerini almıştım. Arkadaşlarım tarafından da olumlu karşılanmıştım. Bu fikir aklımdayken ve demirin peşinde koşarken, aylar geçmiş, yılbaşı gelmişti. Ben de yeni yılı bahane ederek İstanbul’a geçmiştim. İşte bu yılın ilk günleri İstanbul’daki arkadaşlarımdan Kemal Bozkurt’un fiili girişimiyle bu site kuruldu. Bu anlamda Kemal’e teşekkür etmeliyim.

    *

    Araya, Hrant Dink’in ölümü girdi. Sonra, Adnan Satıcı’nın ölümü bu ölümlere eklenince site askıda kaldı bir zaman. Kalsındı, acelem neydi, neye gecikiyordum ki, derken geldik bu günlere.

    *

    Bundan kısa bir süre önce arkadaşım Murathan Muradoğlu (Mu Mu) devreye girip, bu yükü Kemal’den devraldı. Şimdi ikimiz ayrı yerlerde aynı site için çabalıyoruz. Şu an hazırlık aşamasındayız.

    *

    Bu sitede neler olacak derseniz:
    Amacım, yayınlanmış üç şiir, bir deneme kitaplarımı siteye akıtmak ve bu anlamda okuyucuyla burada da olsa buluşmaktır. Bunun dışında, gazete ve dergilerde yayınlanmış, ama kitaplaşmamış yazı, şiir ve röportajlarımı da buraya akıtmak amacındayım.Ayrıca, yayına hazırlamakta olduğum öykü kitabımın içinde yer alacak her öyküden bir bölümü de aktarmak istiyorum.

    *

    Saatli muhalif takvimi adı altında toplayacağım deneme tarzı yazılarımı da burada bulacaksınız. Cezaevi sonrası hayatıma ilişkin üç mekâna ait, üç gözlem yazı düşünüyorum. Bu üç yazının ilki olan ‘Pinki Pokak Kedisi Oldu’ yazısının devamı biçiminde olacaklar. Bu yazıların ikinci mekanı ‘Beyoğlu’nda hayatımdan geçenler’, üçüncüsü de ‘Demirden Bodrum’ olacak. Bunları da yazdığımda sizlerle paylaşacağım.

    *

    Bunların dışında, yetmişli yılları konu edinen, sadece anı aktarmaktan yana olmadığım ve yazmak için kendimce bir dil aradığım diğer bir yazı konusu vardı. Bu ne şiir, ne roman, ne öykü, ne de röportaj tarzında olacak, ama hepsini de içinde barındıracak bir yazım olacak. ‘Kamyonlar Bile Kederimi Taşıyamaz’ yazımla, bu uzun yazının ilk yazısını da, dilini de kendimce oluşturdum sanıyorum. Ne zaman bitiririm bilmem, ama bazı bölümlerini burada sizlerle paylaşacağımı bilmelisiniz.

    *

    Ben, amacımı bu kadarıyla özetlemiş olayım size. Siz de eleştirilerinizi benden esirgemeyin. Haa, unutmadan yazayım, bu ana sayfaya periyodu olmamakla beraber güncel yazılar yazacağımı da söylemeden geçmeyeyim. Sevgiyle..

    *

    Fadıl Öztürk

     

    2 Yorum »

    1. Fadil Öztürk´ün bilmedigi bir kac okuru;

      mesela henüz 13´ün de dagbaslarini mekan tutmus o eflatun klz.Ben ölünce okusunlar deyip(ki aslinda mutlaka ölmeliydi!)sayfalari yillardan olusan ama bir türlü ölemeyen o
      kizin günlügünde gördüm fadil´i.

      Mesela, ömrünün 30 yilini sürgünlerde yüreginin ve bileginin zoruyla yetistirdigi yaseminlerin yeni yeni uc vermis sürgünlerine baglamis o yasli cinar.

      mesela, diyarbakir´in ofis´inde zamaninin en kibar kirigi;üstelik türkceyi hicbir zaman ögrenmemeye yemin etmis fena bir kürt.sonra 6 yilini gecirdigi bir cezaevinde asik oldugu kizla konusmak icin yeminini bozup türkce ögrenmis.Onun deyisiyle yüreginin cizigidir fadil öztürk´ün yazdiklari .

      Mesela, istanbul`da henüz 24 yasinda eskisehir`li bir genc ki, fadil´in artik fena icip yazmadigini duyunca kahrindan sabaha kadar kadirga tarafindaki kücük ayasofya külliyesinin icindeki cay ocaginda sabaha kadar kederinden ömrünün ilk rakisini (hemde bir büyük raki )icmistir.

      Mesela,isvicre´de kendini azili feminist diye adlandiran serseri kirkini asmis bir kadin ki, kadinlara cok kízdigi bir gün fadil öztürk okumaya baslamis.

      Mesela,hem dersim dogumlu hem ermeni olan ellisinde bir adam fadil´in sacinin artik bir mesel degil mesele oldugunu duyup saclarini uzatmistir.

      “Cok” okurun olmasi ne demek bilmem ama cok´suz OKUYAN okur var ya daha ne olsun…

      Yorum yapan nergiz — 06 Ekim 2007 @ 02:00

    2. senı tandığımda yıl kaçtı tam hatırlayamadım 75 mı…
      Elazığ kanal üstü.ülkem puslumuydu yada puslanmasını engellemek ıçınhayatımızı sıpermı edıyorduk.Nasıl yorumlanırsa yorumlansın ama dostluk fıdesını toprakla buluşturmuştuk.Dostlarımız çok oldu.Sayısını hatırlıyormusun…Zaman ne kadar acımasız zaman ne kadar unutkan,zaman ne kadar nankör.Nasıl sılıyor hafızalarımızı..Oysa elımızı uzatsak oradalar,yüreğımızın kapısını aralasak rüzgar esıntısı hızında dalıverecekler yüreklerımızın ıçıne.Izın vermeyen zaman mı…Yoksa hayat karşısında umudunu, dırencını yıtıren bızmıyız. Yanlızlığı bu kadar cazıp kılan ne hayatımızda ..Munzur gıbı hırçın olmamız mı..Gabar gıbı aşılmaz olmamızmı..Doğamızın zalım soğuğumu…Hangısı ılmıyorum ama yanlızlığı hıç kımseye yakıştırmıyorum…Çünkü yanlızlıklara değıl, çoğalmalara çıkmıştık bütün yollara..Hep sevgıyle kal.
      Bugün senın doğum günün.senın ıçın pasta kestık yanyana olmasakta.denız amcasını öpüyor.

      Yorum yapan şehriban — 01 Aralık 2007 @ 01:44