fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • 27 Eylül 2009

    iki ayaklı bir sandalyeyim

    belki her gün biraz daha yaşlanıyorum
    dışarıdan bakıldığında
    ama içimde seni seven yanımla
    her gün biraz daha gençleşleşiyorum
    benden başka kimse değil bunun farkında

    sandalyede oturan adam değil
    sandalyenin ta kendisiyim
    say ki, doğamdan koparılmışım
    yapraklarım varmış dallarımda
    gürgenmişim, kayınmışım
    inadımla bir meşe ağacıymışım
    körkütük seni seviyormuşum
    kesilmişim gidişinle
    devrilmiş, başımı yere koymuşum
    özleminle kabalığımdan yontulmuşum
    damarlarımdaki su terk etsin diye
    fırınlarda kurutulmuşum
    gözyaşlarım alınmış, terim, kokum
    benden silindin saymılşar…

    bebeğim, belki göz yaşı silinir
    camdaki buğu gibi bir el hareketiyle
    ama bir irmak, bir dağ tufan olmadıkça
    silinemezler yeryüzünden…

    sandalyede oturan adam değilim ben
    dört ayaklı bir sandalyenin ta kendisiyim
    iki ayağı sende, ikisi bende olan…

    belki baharımdan çıkmış biri olarak
    her gün biraz daha yazlanıyorum
    ama seni seven ışıklı ve sıcak yanımla
    yokluğunda iki ayaklı bir sandalye olduğumu
    hayatıma oturanlar bilmiyorlar

    2193 okuma