herkes içinde
elbet bir giysi giyilebilir ayna karşısında
ama ten bedenden çıkarılamaz
dünyadan dağlar çıkarılınca
elde kaç gün ve kaç gece kalır
kaç göğüs ucu irkilir uykusunda
sabah olmadan kim ışığı giydirebilir
yanında upuzun yatana sevmek olmasa
dokunduğumuzda
birbirimizin hayat kumaşına
damarlarımızda kan uğuldar
kırardı kadranını buharlı makineler
okulu ekerek bir yamaca çam diker gibi
kılcal damarlarımızda koşardı
allı aklı yuvarlar
bütün gemiler denize indirilmiş
yer yatak, gök yorgan,
ay ışık işçisi olurdu ikimizin aramızda
birimiz doğunca diğerinin üstüne
diğerimiz batırırdı kendini onun denizine
el dokuması ipek kumaşlar gibi
avuçlarlarımızda kayıp giden dil doğardı
ikimizin arasında
ama,
kalkıp giyindiğinde, dünyayı giyiniyordu sanki
sanki kapıdan değil, benden de çıkıp gidiyordu
herkesin içinde herkes olurdu
bir benim yanımdayken herkes olmazdı.
861 okuma