fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • 28 Şubat 2009

    düğün ve cenaze

    artık kimse doğduğu yerde yaşlanmıyor
    yurdundan çıkanlar kendinden de çıkıyorlar
    iki balkon arasında ipe serilmiş çamaşırlar gibi
    rüzgarda sallanan iki don, bir fanila gibi sallanıyorlar

    o köylerden
    sandıklarda saklanmış kumaş gibi
    yüzü buruşmuş o yaşlılardan
    o şehir ve kasabalardan uzaklaşırken
    sanki kendisini aramaya çıkar her insan.

    göçse bile yurdundan
    doğduğu yerde kalıp, serseri gibi dolaşan
    ruhudur insanın, bir türlü yaşlanmayan

    ya çocuklarımız dünyevine girdiğinde
    ya da bir yaşlımız dünyasını değiştirdiğinde
    bir araya geliyoruz, düğün ve cenaze törenlerinde
    koptuk, boş bir ilik gibi kaldık dünyanın göğsünde

    nereye gidersek gidelim
    dünyaya başladığımız o yere çağırır bizi ölüm
    yaşlandıkça çocukluğuna yakışmalı her insan

    belki kuş olsaydık aynı şeyleri yaşardık yine
    insanların bizden haberi olmazdı, ağaçlar kadar
    dağ olsaydık
    yıllar içinde ısınıp ısınıp
    soğuyarak parçalanan kaya
    kayalardan ufalanarak taş olup
    yuvarlansaydık bir yamaçtan aşağıya
    taştan kuma, kumdan denizde tuz olmaya gitseydik
    belki daha mutlu olurduk
    kimseye mezar taşı olmamak kaydıyla
     

    2878 okuma