fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • 26 Aralık 2008

    meydan saatim

    kızımla beraber büyüyorum
    o kırk dokuzunda gri
    ben yirmi üçünde deliyim

    o çok uluslu, ben hiç ulus
    ülkemle beraber büyüyorum
    o ellisine merdiven dayamış canlı
    ben seksen küsur yaşında toprağı kanlı

    yeni doğmuş
    bebeklerle büyüyorum
    yeni filizlenmiş dallarla
    kendine yol arayan sularla akıyorum
    aynalara sığmayan kızlarla taşıyorum
    sokakta bıyık çiğneyerek soluyup duran
    damarlarında kan uğuldayan gençlerle
    öldürüp, kefensiz gömüyorum hayallerimi…
    sökülüp atılmış bir çiviyle paslanıyorum
    ömrünü tamamlamış yaprak gibi düşerek
    dal gibi fazlalıklarımdan arınarak yaşıyorum…

    yaşadıkça  da
    her gün bir iplik,
    bır ışık hüzmesi gibi inceliyorum
    duygularımı taşımıyor artık kalbim
    en değerli şeyleri tartacak terazi oluyorum…

    elbet,
    her meydan saatinin durduğu an
    mutlak birileri ölmüştür
    ama benim meydan saatim daha durmadı
    hiç gitmediğim o ülkenin
    hiç bilmediğim o şehrinde…

    yolları uykusuz bırakarak
    aynen bir saat gibi
    koşacağım kadar koşarak
    yorulacağım kadar yorularak
    damarlarında son tik-tak damlayıp, durduğunda
    kimse beni hayatına göre kurmasın diye bir daha
    meydan saatimi bulmaya gidiyorum…
     

    1648 okuma