göz altına al beni
ah..
varlığın yetmiyor işte
sola dönsem yağmur sonrası
sağa dönsen her yar bayrak yarası
olmuyor, ikisinde de yok ter kokusu…
ah…
açıp kapanan bir mevsim günü,
eskiyen bir ayakkabının anlatılmamş öyküsü,
kimsenin bakmadığı sürece aynasız yaşanmış gibi
bir de yanımda olsaydın, sıradan ve sade
sana göre giyinip sokağa çıkmalıydım
sana göre ışıkları açık evime dönmeliydim..
oysa hep gidiyor, hiç dönmüyorum
kendime bile uzak düştüm
dumanında saklanan sigara gibi
beni bırakıp burada
külümü çoğaltman olmuyor…
boş ver bunları
ne desem de kalbimi göstermiyor
candan değil, camdan yapılmış aynalar
yıllar, aylar ve günler
sen hariç, her şey yerli yerinde
pazartesi çağırınca
iki etmeden çıkıp geliyor salı
çarşamba yağmur kar demiyor
perşembenin kıştan kaçtığını
gören olmamış bu güne kadar
cuma dağ taş dinlemez
gelir kapısına cumartesinin
pazar suda erimez
ısıda buharlaşmaz
ne toz olur, ne de duman
kurdurtur kahvaltı sofrasını
masanın bir ucuna beni
diğerine yokluğun oturtur
aynı devlet gibisin çocuğum
sana karşı durmadıkça aramıyorsun
yeter artık!..
aşağıdan yukarıya
uzaklığını yıkmaktan
yukarıdan aşağıya
yakınlığını kurmaktan
şüpheli gör ve ara beni
ablukaya alarak oturduğum semti
sabaha karşı kırarak uykumun kapısını
rüyandan çıkarıp alarak
göz altına al beni
1519 okuma