fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • 19 Eylül 2008

    it olsun ruhum

     

    ömrüm ki, atsan mezara
    satsan zarara gider
    ıslandım,yaşlandım
    bir ruh eskisi olup, çıktım…  
    hiç bilmediğim bir şehrin
    orta yerinde otobüsten indirilmiş gibi
    ruhumla bedenimin arasında kaldım

    sağların ortada kaldığı
    savaşlar verdiğim de oldu elbet…
    ama, ganimet edinmeden
    harita değiştirmeden
    çağ değiştirecek  bir şavaş vermeden
    torun sahibi olacak çağa geldim
    tükürsünler ağzı açık bıçaklara

    bedenim yaşlandıkça
    bir o kadar uzaklaşıp ondan
    dönüp yüzüne bile bakmıyor ruhum
    şimdi ben nasıl ineyim çıktığım dağlardan

    sanki birbirlerine sırt çevirmişler
    kaldım aralarında, sigarasız kalır gibi
    çakmağım varmış, çakıyormuş, neye yarar

    elbet bir gün bedenim  alıp başını gidecek
    gılgames gibi beyhude olacağım da yok,  biliyorum
    o zaman ruhum, hayatını bir sokak köpeğinde sürdürsün, istiyorum
    uyuz bir it olup, kaşınsın, pireler bayrak açıp, bağımsızlık ilan etsinler
    uzandığı yerde, onun zavallı bedeninde

    ipe asılmış çamaşırlar gibi hayatla dans  eden
    yağmurda ıslanan güneşte kuruyan
    giymedikçe çıplak kalacağım
    giyindikçe kıymete  binen
    kaçakçıların jandarmayla çatışarak
    acem elinden getirdikleri kumaşlar gibi  pırıl pırıl
    gözlerini kapattıkça akşam, 
    açtıkça sabah olan
    sadece dışarda değil
    içerde de yatmamı sabırsız kılacak
    ve uğrunda duvarlar delip, tüneller açacağım
    ki, insanın yüzü en eski alfebedir
    hiç konuşmasak bile anlaşacağım 
    bir güzelin kapısında uzanan it olsun
    yoksa, ot bitmez bir çöl olsun ruhum
    zaten şehirlerde adressiz
    dağlara kilitli kaldık

    1802 okuma

    02 Eylül 2008

    ali başpınar (butto) için

     

    işte böyle
    bir ölüm daha

    sanki sırası gelenin sırasını savması gibi
    sessizce ve hiç yüksünmeden
    kendisinden öncekiler gibi
    dünyanın diğer ucundakiler gibi

    anladık,
    bir beden bir fikri sonuna kadar götürmeye yetmiyor
    yetmiyor, ruhumuz öyle fırlama dururken
    ömrümüz
    ruhumuzdan dökülen sararmış yapraklar gibi sanki

    anladık,
    her bir arkadaşımız bizi geride bırakıp giderken
    çıplak bir dal, sokakları bomboş bir kent gibi kalacağız

    oysa sevinçleri çoğalttığımız oranda sevinecektik
    öyle çıkmıştık evlerimizden, okullarımızdan
    sokak, mahalle ve caddelerden
    ve belki cezaevlerinden de

    şimdi payımıza hüzün düştü
    atından hiç inmeyen şövalye gibi

    olsun.
    zaten düştü ardına düştüğümüz
    şimdi ALİ BUTTO da düştü

    sevgili
    ALİ BUTTO arkadaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

    547 okuma