fadıl öztürk

“insan yüzü ki, en eski alfabedir”

ana sayfa
  • bu site
  • galeri
  • hakkımda
  • iletişim
  • kitapları
  • 05 Temmuz 2008

    zehir zıkkım olsun

    kimse üstüne alınmasın

    her ne zaman sevmek aklıma gelse
    benim birini sevmem değil sadece
    birinin de kendince beni sevmesi takar beni peşine…

    her ne zaman aklım yerini kalbime bıraksa
    kapım sonuna kadar açık olur sana
    tıpkı olur olmaz benim senin aklına geldiğim gibi
    konuşuruz soldan sağa…

    her ne zaman gözümün görmediği
    elimin yetişemediği yerde özlemek düşse önüme
    hak etmişim gibi sen geçip gidersin beni

    ne yeni bir şeydir istediğim
    her yanı bir sevdiğimde ödünç alınmış
    ne mahpushanede görüş günleri
    ne ülkeyi dışardan özlemek
    sinir ve küfür kadar doğal belki
    belki bir yerde aşka sızmak
    kaldırımları boş kalmasın diye…

    bilirsin, mahpushaneler gibi dolu değildir
    bilirim hiçbir aşkımın mahpushanesi olmadı kalbim

    evet, yine o şehirdesin
    ve  yaşlanmaktan hiç korkmadan yaşarsın
    benden başka korkular yaşayarak

    belki aradan çok zaman geçti
    ama benim için yine aynı boyda
    ve aynı sesin yumuşaklığında
    o şehirde yine vapurla geçiyorsun karşı kıyıya…

    bayraklar gibi derlenip dürülmüyor hayatımız
    belki bir lokma, bir hırka
    kimseden utanmamak için

    boynumuzdur yakamızı kirleten
    birbirimizin boynunu yana düşürmeden diyorum
    bir parça ekmekle doymuş bir insanın
    apak alnı gibi sade ve temiz
    hiç ağırlık oluşturmadan
    sevmekle beraber geliyorsun aklıma
    marifet sende mi, yoksa benim seni sevmem de mi
    bilmiyorum

    dert etme, biz istemedikçe
    su verilmiş bıçaklar gibi inmez üstümüze akşamlar
    ama, batan güneşler gibiyiz birbirimize
    kendi ülkemizi karanlıkta bırakıp
    başkalarına sabah oluyoruz
    gençten yaşlısına varıncaya kadar
    bu da bize aşk olmadıysa
    zehir, zıkkım olsun

    Beypazarı / Ankara

    458 okuma