zehir zıkkım olsun
kimse üstüne alınmasın
her ne zaman sevmek aklıma gelse
benim birini sevmem değil sadece
birinin de kendince beni sevmesi takar beni peşine…
her ne zaman aklım yerini kalbime bıraksa
kapım sonuna kadar açık olur sana
tıpkı olur olmaz benim senin aklına geldiğim gibi
konuşuruz soldan sağa…
her ne zaman gözümün görmediği
elimin yetişemediği yerde özlemek düşse önüme
hak etmişim gibi sen geçip gidersin beni
ne yeni bir şeydir istediğim
her yanı bir sevdiğimde ödünç alınmış
ne mahpushanede görüş günleri
ne ülkeyi dışardan özlemek
sinir ve küfür kadar doğal belki
belki bir yerde aşka sızmak
kaldırımları boş kalmasın diye…
bilirsin, mahpushaneler gibi dolu değildir
bilirim hiçbir aşkımın mahpushanesi olmadı kalbim
evet, yine o şehirdesin
ve yaşlanmaktan hiç korkmadan yaşarsın
benden başka korkular yaşayarak
belki aradan çok zaman geçti
ama benim için yine aynı boyda
ve aynı sesin yumuşaklığında
o şehirde yine vapurla geçiyorsun karşı kıyıya…
bayraklar gibi derlenip dürülmüyor hayatımız
belki bir lokma, bir hırka
kimseden utanmamak için
boynumuzdur yakamızı kirleten
birbirimizin boynunu yana düşürmeden diyorum
bir parça ekmekle doymuş bir insanın
apak alnı gibi sade ve temiz
hiç ağırlık oluşturmadan
sevmekle beraber geliyorsun aklıma
marifet sende mi, yoksa benim seni sevmem de mi
bilmiyorum
dert etme, biz istemedikçe
su verilmiş bıçaklar gibi inmez üstümüze akşamlar
ama, batan güneşler gibiyiz birbirimize
kendi ülkemizi karanlıkta bırakıp
başkalarına sabah oluyoruz
gençten yaşlısına varıncaya kadar
bu da bize aşk olmadıysa
zehir, zıkkım olsun
Beypazarı / Ankara
458 okuma