<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>fadıl öztürk için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fadilozturk.com/?feed=comments-rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fadilozturk.com</link>
	<description>"insan yüzü ki, en eski alfabedir"</description>
	<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 08:19:24 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>annemden özür diliyorum yazısına hidir.kedik tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.fadilozturk.com/?p=291#comment-85</link>
		<dc:creator>hidir.kedik</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 09:39:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fadilozturk.com/?p=178#comment-85</guid>
		<description>Babam ile ilgili düşüncelerin beni duygulandırdı.Çok teşekkür ederim.İnan bazen sana imreniyorum çünkü hayatı dolu dolu yaşadın.Ama çok acı çektiğini biliyorum.Bu kadar acı insana hayatımı öğretiyor bilmiyorum fakat seninle her zaman gurur duydum.Bilmeni isterim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Babam ile ilgili düşüncelerin beni duygulandırdı.Çok teşekkür ederim.İnan bazen sana imreniyorum çünkü hayatı dolu dolu yaşadın.Ama çok acı çektiğini biliyorum.Bu kadar acı insana hayatımı öğretiyor bilmiyorum fakat seninle her zaman gurur duydum.Bilmeni isterim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>iletişim yazısına Merdo tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.fadilozturk.com/?page_id=421#comment-83</link>
		<dc:creator>Merdo</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 10:00:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fadilozturk.com/?page_id=192#comment-83</guid>
		<description>Kırmızı karınca :) 
Ahmet Aslan dinliyordum, Susarak özlüyorum'u .
Dedim ki kim yazmıştır bunu, bu bıçak neye çekiliyor ?
O sayede sizi tanımış oldum, Sivas'lı Alevilerdeniz biz de :) Tanışmıştık facebook'ta, tekrar memnun oldum .</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı karınca <img src='http://www.fadilozturk.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Ahmet Aslan dinliyordum, Susarak özlüyorum&#8217;u .<br />
Dedim ki kim yazmıştır bunu, bu bıçak neye çekiliyor ?<br />
O sayede sizi tanımış oldum, Sivas&#8217;lı Alevilerdeniz biz de <img src='http://www.fadilozturk.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Tanışmıştık facebook&#8217;ta, tekrar memnun oldum .</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>meydan saatim yazısına vin rouge tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.fadilozturk.com/?p=706#comment-73</link>
		<dc:creator>vin rouge</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 17:07:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fadilozturk.com/?p=706#comment-73</guid>
		<description>üstad ben senin siirlerini  bir bütün olarak seviyorum..  sense bu bütunlügün yaraticisi..  siirleri deniz yapmislar  bizleri bir gemiye tikamislar gidiyoruz  gicirdiya gicirdiya.. dalgalar maviden isliyor sen geminin makara odasinin penceresinden bakiniyor  denizlerden avuç avuç siirler topluyorsun...     haydaranlardan  bé qes</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>üstad ben senin siirlerini  bir bütün olarak seviyorum..  sense bu bütunlügün yaraticisi..  siirleri deniz yapmislar  bizleri bir gemiye tikamislar gidiyoruz  gicirdiya gicirdiya.. dalgalar maviden isliyor sen geminin makara odasinin penceresinden bakiniyor  denizlerden avuç avuç siirler topluyorsun&#8230;     haydaranlardan  bé qes</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aynı anda iki ayrı yerdeydim yazısına nergiz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.fadilozturk.com/?p=286#comment-72</link>
		<dc:creator>nergiz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 22:06:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fadilozturk.com/?p=139#comment-72</guid>
		<description>Insan bile bile acitmak ister ya kendi içini, kör biçakla kazimaya çalistikça kendi açtigi yara izini, akitamazken gizli kalmis zehrini müzik diye dinler kiyametin habercisi derin sessizligi.

Usul usul yanasir yanina, sabirlidir, yavas yavas girer kanina, yanitlarinin yalniz onda sakli oldugundan emin, sayisiz sorular fisildar ya kulaklarina, fark etmeden düsüverirsin bu pamuktan bozma tuzaga, büyür gözbebegin, büyülenirsin, bakamazsin isiga, bir yanin burada, bir yanin bilinmeyen uzaklara yolculuga hazirlanmakta.
Ve iste tam da o gün gelir, gelecegi günü ancak o bilir, silkelenirsin dökülür ya üzerindeki kirli kibir, gözlerinin rengi degisir, var olan bütün gerçeklerin bir seferde silinir, devrilir kumdan kalelerin, düslerini sakladigin kavanozlar devrilir, insan iste ancak o zaman “zamAN”a gerçekten yenilir…

Kabullenmesi en zor zamAN yalnizlikla basa çikamayacagini anladigin AN, ezberlemekten yorulmusken kendi silüetini, deli olursun ya hani, sormaktan yorulmusken kendine çektigin bedelin nedenini, bulamazsin ya bir zaman bir yerlere tikip, kaybettigin hayallerini, nereye tasiyacagini bilemezken bu agir bedenini, koyacak yer bulamazsin ellerini, o ise sabirli bir kösede bekler öylece, izler eriyip, tükenmeni, yitmeni…

Aklindan geçen her cümlenin sonunda ya üç nokta ya kabusun olan bir soru isareti, bir kutuda bulunca isinmak için yaktigin düslerinin küllerini, söndüremez ya yagmur agaçlari bile içindeki atesi,tipki bir kedi gibi sokulur, fark edemezsin onun sinsiligini, ayirt etmeye çalisirken kulagindaki fisiltilarla kendi sesini, deli olursun ya hani, gittikçe uzaklasir senden kendine çektirdigin bu elzemin sebebi, iste insan o zaman kaybeder disariya açilan kapinin kilidini…

Ellerinde mavi kolyelerin -sayisini bilmedigin, ipleri saçlarindan, gözyaslarini boncuk diye dizdigin hani aglamaktan korktugun AN bir bir bogazinda dügümledigin, duvarinda unutulmus bir ressamin tablosu, dökülmeye hazir artik kolyelerini gizledigin karton kutu, havada asili kalmis kaybetme korkusu, dokunmaya çalisma, ele gelmez onun dokusu, yakmaya çalisma, ates almaz, sana kalan bir kutu yanmis kibrit kokusu…

Sense onun varligindan habersiz, küfrederken kendine yerli yersiz, bulamazsin elbette, o ki pili bitmis bir saat kadar sessiz.
Bitkin düsmüsken sen aramaktan artik onu, o sana dokunmaktadir olmasa da kanadi kolu, uyku inat ederken kapatmayi perdelerini yüzündeki iki deligin, içinden tekrarlayip durursun sonu yok bu deliligin!
O ise sabirli, bekler, gitmemekte israr eder sen böyle çirpinirsan eger, dogru zamani bekler sonunda kazanacagi kaybettigi zamana degecekse eger, egersin ya basini çaresiz anlayinca kaybedecegini bu sefer, zaferini kutlarken o, bir yandan da sana sessiz notalardan sözsüz sarkilar besteler, sol anahtari kaybettigini sandigin kilidin yaninda, her nakaratta ondan için titrer.

Yorgun bedeninle savastayken sen kapanmasin diye perdeler, her ayrinti hayat bulur, kararir parmaklarinda izmaritten kalan sari lekeler, saatin tik taklari vurur, degisir yillardir varligindan habersiz oldugun nesneler, delirirsin ya hani, haykirmak istersin artik yeter(!), sesin çikmaz, matlasir gölgeler.

Öyle yorar ki seni boyunca soru isaretleri, agir gelip tasiyamaz hale gelince basin incecik bedenini, dayanamaz çekip gider, kucaklarken sen sana biraktigi dayanilmaz hafifligi, hissedersin bedeninde agirliginca biraktigi ihaneti, bu yasadigin en sonuncu usulca alir yerini, daha önce yasamisligin var cigliklar icindeki sessizligi, bu degildir zaten ilki, yavas yavas kabullenirken sen yenilgiyi, o keyiflenir izlerken sayili seçeneklerinin birer birer eksilisini…

Yitirecek daha neyin kaldi diye düsünürken sen, zamani gelmis gibi harekete geçer o hemen, sorgularken sen hala hayati ve kendini, o çoktan hazirlamistir alnina “suçlu” damgasini vuracak mahkemeyi, oysa sen bilmezsin yargiç da sahitler de ta kendisi.

Zaman akar, herkes aleyhine taniklik yapar, karar alinir, kapanmayan yaralarindan bozma bir kelepçe bileklerine takilir, arkandan ne su dökülür, ne agitlar yakilir, o hazirladigi ipi cebinden usulca çikarir, çiplak ayaklarinin dibine birakir, sahnede yalniz sen, finali yapacakken perdeler kapanir, final üçüncü kisiye birakilir. Alkislar duyulur, bu hayatla arandaki iki kisilik intihar oyunundan yalniz bir oyuncu çiçeklere bogulur,yalniz biri kurtulur…

Kimin kurtulduguysa yaniti olmayan bir sorudur…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Insan bile bile acitmak ister ya kendi içini, kör biçakla kazimaya çalistikça kendi açtigi yara izini, akitamazken gizli kalmis zehrini müzik diye dinler kiyametin habercisi derin sessizligi.</p>
<p>Usul usul yanasir yanina, sabirlidir, yavas yavas girer kanina, yanitlarinin yalniz onda sakli oldugundan emin, sayisiz sorular fisildar ya kulaklarina, fark etmeden düsüverirsin bu pamuktan bozma tuzaga, büyür gözbebegin, büyülenirsin, bakamazsin isiga, bir yanin burada, bir yanin bilinmeyen uzaklara yolculuga hazirlanmakta.<br />
Ve iste tam da o gün gelir, gelecegi günü ancak o bilir, silkelenirsin dökülür ya üzerindeki kirli kibir, gözlerinin rengi degisir, var olan bütün gerçeklerin bir seferde silinir, devrilir kumdan kalelerin, düslerini sakladigin kavanozlar devrilir, insan iste ancak o zaman “zamAN”a gerçekten yenilir…</p>
<p>Kabullenmesi en zor zamAN yalnizlikla basa çikamayacagini anladigin AN, ezberlemekten yorulmusken kendi silüetini, deli olursun ya hani, sormaktan yorulmusken kendine çektigin bedelin nedenini, bulamazsin ya bir zaman bir yerlere tikip, kaybettigin hayallerini, nereye tasiyacagini bilemezken bu agir bedenini, koyacak yer bulamazsin ellerini, o ise sabirli bir kösede bekler öylece, izler eriyip, tükenmeni, yitmeni…</p>
<p>Aklindan geçen her cümlenin sonunda ya üç nokta ya kabusun olan bir soru isareti, bir kutuda bulunca isinmak için yaktigin düslerinin küllerini, söndüremez ya yagmur agaçlari bile içindeki atesi,tipki bir kedi gibi sokulur, fark edemezsin onun sinsiligini, ayirt etmeye çalisirken kulagindaki fisiltilarla kendi sesini, deli olursun ya hani, gittikçe uzaklasir senden kendine çektirdigin bu elzemin sebebi, iste insan o zaman kaybeder disariya açilan kapinin kilidini…</p>
<p>Ellerinde mavi kolyelerin -sayisini bilmedigin, ipleri saçlarindan, gözyaslarini boncuk diye dizdigin hani aglamaktan korktugun AN bir bir bogazinda dügümledigin, duvarinda unutulmus bir ressamin tablosu, dökülmeye hazir artik kolyelerini gizledigin karton kutu, havada asili kalmis kaybetme korkusu, dokunmaya çalisma, ele gelmez onun dokusu, yakmaya çalisma, ates almaz, sana kalan bir kutu yanmis kibrit kokusu…</p>
<p>Sense onun varligindan habersiz, küfrederken kendine yerli yersiz, bulamazsin elbette, o ki pili bitmis bir saat kadar sessiz.<br />
Bitkin düsmüsken sen aramaktan artik onu, o sana dokunmaktadir olmasa da kanadi kolu, uyku inat ederken kapatmayi perdelerini yüzündeki iki deligin, içinden tekrarlayip durursun sonu yok bu deliligin!<br />
O ise sabirli, bekler, gitmemekte israr eder sen böyle çirpinirsan eger, dogru zamani bekler sonunda kazanacagi kaybettigi zamana degecekse eger, egersin ya basini çaresiz anlayinca kaybedecegini bu sefer, zaferini kutlarken o, bir yandan da sana sessiz notalardan sözsüz sarkilar besteler, sol anahtari kaybettigini sandigin kilidin yaninda, her nakaratta ondan için titrer.</p>
<p>Yorgun bedeninle savastayken sen kapanmasin diye perdeler, her ayrinti hayat bulur, kararir parmaklarinda izmaritten kalan sari lekeler, saatin tik taklari vurur, degisir yillardir varligindan habersiz oldugun nesneler, delirirsin ya hani, haykirmak istersin artik yeter(!), sesin çikmaz, matlasir gölgeler.</p>
<p>Öyle yorar ki seni boyunca soru isaretleri, agir gelip tasiyamaz hale gelince basin incecik bedenini, dayanamaz çekip gider, kucaklarken sen sana biraktigi dayanilmaz hafifligi, hissedersin bedeninde agirliginca biraktigi ihaneti, bu yasadigin en sonuncu usulca alir yerini, daha önce yasamisligin var cigliklar icindeki sessizligi, bu degildir zaten ilki, yavas yavas kabullenirken sen yenilgiyi, o keyiflenir izlerken sayili seçeneklerinin birer birer eksilisini…</p>
<p>Yitirecek daha neyin kaldi diye düsünürken sen, zamani gelmis gibi harekete geçer o hemen, sorgularken sen hala hayati ve kendini, o çoktan hazirlamistir alnina “suçlu” damgasini vuracak mahkemeyi, oysa sen bilmezsin yargiç da sahitler de ta kendisi.</p>
<p>Zaman akar, herkes aleyhine taniklik yapar, karar alinir, kapanmayan yaralarindan bozma bir kelepçe bileklerine takilir, arkandan ne su dökülür, ne agitlar yakilir, o hazirladigi ipi cebinden usulca çikarir, çiplak ayaklarinin dibine birakir, sahnede yalniz sen, finali yapacakken perdeler kapanir, final üçüncü kisiye birakilir. Alkislar duyulur, bu hayatla arandaki iki kisilik intihar oyunundan yalniz bir oyuncu çiçeklere bogulur,yalniz biri kurtulur…</p>
<p>Kimin kurtulduguysa yaniti olmayan bir sorudur…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dinlemez yazısına nergiz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.fadilozturk.com/?p=246#comment-66</link>
		<dc:creator>nergiz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:06:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fadilozturk.com/?p=8#comment-66</guid>
		<description>su gibidir insan
kondugu aciya uyar
- dedi -
adinin kondugu gün
kulagina hüzün okuyan dervis

- sordu -
siirin kutsanmis uykusunda
trampeti patlak izci
neden tasir gögsünde
dalindan kopuk nergizi
geceden geceye
teni nal izleri

- dedi -
onlar anlar
fener isiginda aga düsen
yorgun kekligin dilinden
ve onlar okur
nehri ikiye bölen
sögüt agaci gölgesinde
siyah mermere isli
nar alfabesini

- sordu -
hangi bilinmeze gizli
insanin basladigi ve bittigi yer
ya ruh
kaç sabah yastiginda
ölü bulunur

- dedi -
griye boyali tuvalinde
poyrazi sert düsüncedir intihar
beynin tavan arasinda
alnina yasli tanimsiz agri
basi bos anini kollar

- düsüydü -
denize ulasan damla artar
çözülür sis
bana bir dilek dile ölüm
ömrü temize çekelim siirde
sabah çigiyle
öpüsmek ciddi is</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>su gibidir insan<br />
kondugu aciya uyar<br />
- dedi -<br />
adinin kondugu gün<br />
kulagina hüzün okuyan dervis</p>
<p>- sordu -<br />
siirin kutsanmis uykusunda<br />
trampeti patlak izci<br />
neden tasir gögsünde<br />
dalindan kopuk nergizi<br />
geceden geceye<br />
teni nal izleri</p>
<p>- dedi -<br />
onlar anlar<br />
fener isiginda aga düsen<br />
yorgun kekligin dilinden<br />
ve onlar okur<br />
nehri ikiye bölen<br />
sögüt agaci gölgesinde<br />
siyah mermere isli<br />
nar alfabesini</p>
<p>- sordu -<br />
hangi bilinmeze gizli<br />
insanin basladigi ve bittigi yer<br />
ya ruh<br />
kaç sabah yastiginda<br />
ölü bulunur</p>
<p>- dedi -<br />
griye boyali tuvalinde<br />
poyrazi sert düsüncedir intihar<br />
beynin tavan arasinda<br />
alnina yasli tanimsiz agri<br />
basi bos anini kollar</p>
<p>- düsüydü -<br />
denize ulasan damla artar<br />
çözülür sis<br />
bana bir dilek dile ölüm<br />
ömrü temize çekelim siirde<br />
sabah çigiyle<br />
öpüsmek ciddi is</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
