PİYA KİTAPLIĞI
istiklal cad.olivya han geçidi, olivya han kat.5
galasaray-ist. tlf/faks:(0.212) 292 68 10-292 68 85
web.www.piya.org.e.mail. piya@piya.org
İÇİNDEKİLER
l. bölüm.
kar yağıyordu ve ellerin
gittiğinde
sen bir bardak su iste
aşk adına ne kaldıysa
aşklar susarak geçerdi
gül gitsin
dağbaşıdır saçlarımın rengi
temmuz kadar ankara
II.bölüm
hep kuzeydi gözlerin
ama sustu babam
aramızda bıçaklar konuşur
kırmızıyım sana
III.bölüm
matmazel bu akşam ölebilir.miyim
yağmur gelsin
cehenemime çok geldim
geceydi, kar yağıyordu geldiğimde.
uzadı zaman, bir masala düştük
saatin asılı olduğu duvarın tam karşısında
tam karşısında hayatın ikimiz kaldık.
kim akrepti, kim yelkovan hiç bilmedik.
kar yağıyordu ve üşüyordu ellerin
*
geceydi, ışıklar susmuştu geldiğimde
uzadı zaman, gurbete düştük
gözlerin kırlangıçtı, yüzün yağmur sonrası
orman yandı, karınca durdu, kelebek öldü
ikimiz gökyüzünde bulut gibi kaldık.
kim yağmurdu, kim topraktı hiç bilmedik.
kar yağıyordu ve üşüyordu ellerin
*
geceydi, çay demledin geldiğimde
uzadı zaman, aşka sabah gibi düştük
buluta başını koyup uyumuştu çocuklar
cıgaramı cıgaranla yaktım, yüreğimi ellerinle
yanan kimdi, sönen kimdi hiç anlamadık
kar yağıyordu ve ellerin üşüyordu
*
geceydi, ölüm gibi karanlıktı geldiğimde
uzadı zaman, bir ömre alınyazısı gibi düştük
dokundum ve uyandım, ellerim sıcaklığını aldı
ayrı dallarda aynı kuşlardık, parmakların serçe
birbirimize konduk mu, uçtuk mu hiç anlamadık
kar yağıyordu ve ellerin üşüyordu
bir ağaç gölgesini istemeden
kimse beni eşkiya saymadan
dağlara büyümesin diye çocuklar
kentler artık yağmurun gözleri olsun diye
matmazel,bu akşam uykunuza düşebilir miyim
*
bir ağacı kuşlara verip,
yaslanıp duvara sigara sarar gibi
küfretmeden ve arkadaşlarım gibi haberlere düşmeden
güneşin yeryüzünden çekilip ateşler içinde gitmesi gibi
matmezel,bu akşam yüzünde dalga gibi kırılabilir miyim
*
sürgündüm ve cebimde ıslık,
cebimde yaralı su sesleriyle gelmiştim
saatimi yolculuklara kurup elvada demeden
sizde de sürügün düşmemek için matmazel,
en son gurbet ölümse dünyanın öbür yüzüne gidebilir miyim
*
yaprakları bile kımıldatmadan
orada,hemen orada elinize bir not tutuşturup
bir devrimci gibi beş dakikadan fazla beklemeden
ama üşümeyesiniz diye yazdan sonra,kıştan evvel,
matmazel herkes sevişirken,bu gece yoksunuz diye
ışık gibi sönebilir miyim
*
sizi sevmek bir intihar saldırısıdır
beyrut’u telaviv’den özlemek gibi
oda dolusu kurumuş gül gül ve rüzgar bırakarak
gözlerinizde mülteci olmamak için
yurduma gider gibi matmazel,
bu akşam sabra şatilla’da ölebilir miyim…
*
camdan süzülen yağmur tanesi gibi hafif
ama taş kadar ağır düşmeden hayatınıza
cama yüzünü yaslamış çocukların nasılsa hüznü
öyle rüzgarımı saklayarak geçiyorsam hayatınızdan
anneme sormadan,babamın ayakkabılarıyla sokağa çıkar gibi
matmazel,yağmur gülüşünüze düşmeden bu akşam ölebilir miyim….
Durduğun yer eskiseydi
Mektupların kapımda eksik kalırdı
Gerillalar elleriyle seviştikçe kadınlar ölür
Anzaklar karaya vyrmuş su yosunu olurdu
Durduğunyer eskiseydi devletler kaldırıma oturup
Sigara sarar, sınırlarda devriyeler kurur
Ben il yarası olurdum,kaçak bir dilde itiraz…
Sesin senden önce gelirdi
Sen bir bardak su iste
Durduğun yer eskiseydi
Yüzüm kurumuş nehir yatağı olurdu
Kibritine yaslanan halkların bir kaşık suda
Düş kurmalarının ırmakları çoğalttığını bilmezdim
Durduğun yer eskiseydi
Bir ülkeyi dağları, ovaları
ve akarsularıyla tarif eder gibi
hep gece yürümezdim
ay basardı
ve yüzüm yoksulların mezalığına dönerdi
yeryüzünden silinip giden
sesin senden önce gelirdi
sen bir bardak su iste