fazlası lazım
hani uzağa bakarız ya
ufukta gök yere değer
bu yüzden ne gök secdeye durmuş olur
ne de yeryüzünün çanağında çiçek kurur…
uzağa, daha uzağa bakmak lazım
bunun için de, ne yazık ki, iki gözden fazlası lazım…
el-ayak çekildiğinde sokaklarda
kendinden de çekileceksin bir bıçağın yaradn çekilmesi gibii
sarhoşsan,
nedenin vardır elbet, ama
arnavut kaldırımı kadar yontulmamış puştsundur o zaman
diyelim bir tarafın mezarlık, bir tarafın korkunun kuyusu
uykusunu kaçırdıkların için
yine de, üç düğmen açık yaşıyacaksın…
bir: insana dokunursan ıslanırsın
suya dokunduğun gibi, bu yaş
iki: söz senden çıkmışa, sokakta bırakmıyacaksın
yoksa için bir sokak gibi gelip geçeni belli olmayacak
üç: sevmek bakidir, sevilen olmadan da mümkün
sevmekten ayrılınmaz insan bunların öğreneceksin
hani, kirpiklrin kaşına değdi diyelim
dağların yeri değişmez bu yüzden.
ama insan durduk yere bile değişir
kıyameti olur sevgilinin gidişi
bu, gelecek otobüsü beklemeye
erişmiş buğday başağını dermeye
bozulmuş kaldırımda su birikintisinin
paçanı ıslatırken küfür etmene benzemez
gördüğünde birini, hiç konuşmadan,
bir kıtadan vazgeçer gibi
kendinden vazgeçmeyi bileceksin
tamam!
bu dünyaya geçmiyor sözüm, diyelim
ama, sana sözüm geçsin, sen dünyam ol, istiyorum.
12 okuma